Laparoskopik (kapalı) miyom ameliyatı sonrası

KAPALI MİYOM AMELİYATI (LAPAROSKOPİK MYOMEKTOMİ)
Miyom (myoma uteri) kadınlarda en yaygın görülen iyi huylu tümörlerden birisidir. Miyomlar her zaman tedavi veya ameliyat gerektirmezler ancak ameliyat gerektiren myomlar için uygulanan tekniklerden birisi de laparoskopik ameliyat yöntemidir. Her miyom için laparoskopik ameliyat mümkün değildir ancak mümkün olan hastalarda çeşitli avantajlar içerir. Laparoskopik miyom ameliyatının açık yöntemle yapılan miyom ameliyatına göre başlıca avantajları karında daha az yara izi olması, ameliyat sonrası iyileşme süresinin daha kısa olması, yara yeri enfeksiyonu riskinin çok düşük olması, ameliyat sonrası daha az ağrı olmasıdır. Açık yöntemle ve diğer yöntemlerle miyom ameliyatı yapılması hakkında bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Laparoskopi (kapalı ameliyat) miyomlar dışında da karın içerisindeki bir çok hastalığın tedavisi için jinekolojide ve diğer branşlarda yaygın olarak uygulanan bir yöntemdir, laparoskopi hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Laparoskopik (kapalı) miyomektomi subseröz ve intramural miyomlarda tercih edilir (bkz: miyom türleri). Ameliyat planlanan bir miyom hastasında laparoskopik yöntemin tercih edilmesi esnasında en önemli kriter cerrahın tecrübesidir. Bu yöntemde tecrübeli olan cerrahlar kendi tecrübeleri doğrultusunda laparoskopi için uygun vakaları seçseler de genellikle çok büyük olmayan (8-10 cm’den küçük), ve 4’ten az sayıda myomu bulunan hastalar tercih edilmektedir. Bazı araştırmalar 4 ve daha fazla miyom varlığında, intraligamanter miyomlarda, büyük miyomlarda laparoskopi uygulandığında komplikasyon oranında artış olduğunu bildirmiştir (kaynak). Ameliyattan önce miyomların yeri ve büyüklükleri ultrasonografi ile dikkatlice değerlendirilir hatta bazı durumlarda MR ile değerlendirilir. MR miyomların boyutu ve lokalizasyonu konusunda, adenomyozis varlığı konusunda daha net bilgi verebilmektedir.

Laparoskopik myom ameliyatında myomlar rahim duvarından çıkarıldıktan sonra karın dışarısına genellikle “morselatör” denilen alet ile parçalanarak alınır.

Ameliyattan sonra miyomlar tekrar oluşur mu?
Açık ameliyatta olduğu gibi laparoskopik myomektomiden yıllar sonra da miyomların tekrarlama riski vardır. Tekrar miyom oluşma riski ameliyat sırasında 35 yaşından genç olanlarda ve çok sayıda miyom varlığında daha fazladır, bir veya iki myom nedeniyle uygulanan ameliyatlardan sonra tekrar miyom oluşma riski düşüktür (kaynak). Daha sonraki yıllarda tekrar miyom oluşsa dahi bunların büyük kısmı tekrar ameliyat gerektirmemektedir. Yapılan araştırmalarda miyom ameliytatının laparoskopik (kapalı) veya açık yöntemle yapılmasının tekrarlama açısından fark yaratmadığı gözlenmiştir (kaynak).

Laparoskopik (kapalı) miyom ameliyatı sonrası:
– Hamilelik planlayanların ameliyattan sonra en az 6 ay korunmaları önerilir. Daha erken dönemde gebe kalınması riskli olabilir.
– Laparoskopik miyom ameliyatı olanlar ameliyattan sonra kendini iyi hissettiğinde, ağrı hissetmediğinde cinsel ilişkiye başlayabilir. Bu süre genellikle 15-30 gün arasında değişir.
– Laparoskopik miyomektomi ameliyatından genellikle bir veya iki gün sonra hasta taburcu edilir ve bir hafta sonra kontrole gelmesi önerilir. İlk kontrollerden sonra 6 ay veya yılda bir kontroller ile takibe devam edilir.
– Ameliyat sonrasında hastanın günlük hayatındaki her işi rahat yapabilmesi 1-2 hafta içerisinde gerçekleşir. Çalışan hastalar işlerine 2-4 hafta arasında dönebilmektedir genellikle. İyileşme süreci açık ameliyata göre daha kısa sürer ve daha ağrısız geçer.

Fetus-in-fetu (FIF) ilk kez

FETUS IN FETU (FIF)
Fetus-in-fetu (FIF) ikiz gebeliklerin gelişmesi esnasında oluşan nadir bir anomalidir. İkiz fetuslardan birisi diğerinin vücudunun içerisinde gelişmekte ve canlılığını yitirmektedir ve tek bebek doğumu gerçekleşmektedir. Canlı doğan bebekte ileriki yıllarda karında bir kitle olarak diğer ikiz eşi tespit edilebilmektedir. Diamniyotik, monokoryonik, mozozigotik ikiz gebeliklerde embriyonun zigot evresinde asimetrik bölünmesine bağlı olarak gelişen bir anomalidir. Her üç germ yaprağından köken alan ve retroperitoniyal bölgede %5 oranında saptanan teratomların bir formu olan fetiform teratomlara (FT) klinik açıdan benzer bir durumdur. Fetus – in- fetu ile fetiform teratorm arasında ayırım yapmak zordur.

Fetus-in-fetu (FIF) ilk kez 1800 yılında Meckel tarafından tanımlanmıştır. Bu güne kadar 80 civarında fetus-in-fetu olgusu bildirilmiştir. Bu durum çoğunlukla 1 yaş civarındaki bebeklerin karnında kitle olması şikayetiyle başvurması sonucu yapılan araştırmalar neticesinde saptanmaktadır. Bu kitle büyüyerek etraf dokulara örneğin idrar yollarına bası yapabilir, bu basılara bağlı şikayetler de oluşabilir.

FİF olgularında kitle sıklıkla karında üst retroperitoniyal bölgededir (% 80), ancak az da olsa kafa içerisinde, skrotum ve karaciğerde bildirilen olgular mevcuttur. Kitle sıklıkla vertebra, extremiteler, deri, barsak ve sinir yapıları içerirken nadiren gonad, adrenal, kalp ve akciğer ve çok nadir olarak da pankreas ve dalak dokusu içerebilir. Tanı ve tedavi için kitlenin ameliyatla çıkarılması gerekir.

Hamile bir kadının gebelik sırasında tekrar gebe kalmasına

GEBELİK SIRASINDA BİR GEBELİK DAHA OLUŞABİLİR Mİ ?!
Hamile bir kadının gebelik sırasında tekrar gebe kalmasına engel olan bir çok neden vardır. Örneğin bir gebelik oluştuktan sonra kadında yumurtlama durur, ayrıca rahim ağzında müköz bir tıkaç oluşur ve bu da spermlerin rahim içerisine girmesini engeller. Bu yüzden gebelikten korunmanın en iyi yöntemi gebe kalmaktır diye espirili bir söz söylenir.

Ancak çok nadir rastlanan bazı olgular gebe bir kadında gebelik devam ederken ikinci bir gebelik daha oluşabileceğini düşündürtmüştür. İki rahmi olan kadınların çok azında iki rahimde de gebelik oluştuğuna rastlanmıştır ki normalde iki rahmi olan kadınlarda ikinci rahim çoğunlukla fonksiyon görmeyecek şekildedir. Yine çok nadir rastlanan tuhaf bir durum da gebelik oluştuktan bir kaç hafta sonra tekrar ikinci bir gebelik oluşmasıdır buna süperfötasyon (superfetation) denir. Normalde ikiz gebeliklerde bebeklerin ikisi de aynı anda oluşmaya başlar fakat bu süperfötasyon durumunda birinci bebek oluştuktan birkaç hafta sonra tekrar bir yumurtlama ile ikinci bir gebelik oluşmaktadır ve ikizler arasında 1 aya yakın fark olmaktadır.

Yine dünyada çok nadiren rastlanmış bir durum da gebe bir kadının iki farklı erkekten aynı anda 2 bebek dünyaya getirmesidir, yani bu durumda ikiz doğan bebeklerin babaları farklıdır. Buna heteropaternal süperfekundasyon (heteropaternal superfecundation) denir. Bu durumun açıklaması şu şekilde olabilmektedir: kadının bir yumurtlama döneminde 2 yumurtlama olması ve bu dönemde iki farklı erkekle ilişkisi olması sonucu 2 farklı spermin bu 2 farklı yumurtayı döllemesi sonucu olabilir. İnsanlarda çok çok nadir rastlanmış olan bu duruma kedi ve köpek gibi hayvanlarda sık rastlanır.